White Lake

White Lake Provincial Park’a varmadan once, nehirde kano yapma fikrini yavas ve gizliden aklimda olusturmaya baslamistim. Ilk defa bir nehirde gidecek olmamizin yaninda aklimi kurcalayan baska sorunlar da vardi.

Kanoyu nereden kiralayacagiz? Arabayi nereye birakacagiz? Yolculuk bitince geri nasil donecegiz?, vs. Park gorevlisiyle konustugumuzda tum bu sorular cevaplandi: Senaryoya gore kanoyu parktan kiralayip yola cikacaktik; bitis gunumuzden bir gun once arabamizi bitis noktasina — parktan yaklasik 80 km uzaktaki Pukaskwa (pa-kı-sa okunuyor) parkinin girisine — birakacaklardi; biz de gezi sonunda oraya ulastigimizda kiraladigimiz herseyi birakip arabamizla istedigimiz yere gitmekte ozgur olacaktik. Bundan daha iyi bir plan bulunamazdi herhalde!

Park gorevlisine daha once hic nehir kanosu yapmadigimizi soyledigimizde de olumsuz bir tepkisi olmadi (duymazdan mi geldi nedir?); nehir suyu oldukce dusuk seviyedeydi; aslinda nehirin akisinin nasil oldugunu da bilmiyordu. Tek bildigi, elindeki nehir haritasindaki daha once nehiri gecmis bir diger park gorevlisinin aldigi notlardi. Notlara bakilirsa gezi dort ila alti gun suruyordu. Rota P80, P250 gibi isaretlerle doluydu: portaj!

Ilk bakista tam sayamadim ama galiba yaklasik yirmi adet portaj vardi rota uzerinde. Aslinda bu portajlar rapidleri karadan gecmek icindi, ve bazilari zorunlu degildi, ama ornegin Umbata selalesini sudan gecmek mumkun degildi ve sadece bu selale icin 2240 metrelik bir portaj bizi bekliyordu. Portajlarin uzunlugu 70 metre ile — en uzunu haric — 600 metre arasinda degisiyordu. Bengul portajlari gorunce bana anlamli anlamli bakti, ama onumuzdeki bir haftayi ilginc yapabilecek daha iyi bir aktivite de yoktu dogrusu Kuzey Ontario’da.

Nehir rotasinin bitis noktasi da, daha dogrusu bitis noktasina giden rotanin son kismi da bende biraz hayal kirikligina neden oldu. Sadece nehiri takip ederek Hattie Cove’a ulasacagiz sanmaktaydim. Oysa son bes-alti kilometre Superior golu uzerinde gecilmek zorundaydi. Daha yeni bitirdigimiz bir haftalik kayaking gezisinden Superior’un nasil guvenilmez bir havasi oldugunu ogrenmistik. Kanoyla dalgalarla bogusmak, kayakla oldugundan daha zordu. Pukaskwa parkini arayip nehir gecisi icin onlardan da izin aldigimizda, bize havanin gayet iyi oldugunu ve buyuk olasilikla hafta sonuna kadar da iyi kalacagini mujdelediler. O gece White Lake’de kamp kurup ertesi sabah yola cikmaya hazirdik artik.

1. Gun (27 Agustos 2002)

Sabah serin ama durgun ve guzel bir havayla uyaniyoruz. Kanoyu alacagimiz yere zamanindan once ulasiyoruz. Mumkun oldugunca golun en uc noktasindan baslayacagiz yola. Kanomuz da sadece bes dakika gecikmeyle baslangic yerine geliyor. Kanoyu teslim alip esyalarimizi yukluyoruz ve 8:20 de kureklerimiz suya degiyor. Gunes sisli gol havasini yeni yeni aydinlatmaya basliyor. Birer adet moose ve kunduz gormek haricinde cok sakin ve sessiz bir kac kilometreden sonra baraja ulasiyoruz: ilk portaj. Beklendigi gibi Bengul’le yine kanoyu nasil tasiyacagimiz konusunda anlasamiyoruz. Bengul’un planina gore her portaji uc kere yuruyecegiz, once esyalari, sonra geri donup kanoyu tasiyacagiz. Baska cozum de yok gibi, cunku tasinacak uc sey var, biz ise iki kisiyiz!. Kanoyu tek basina bile tasimak oldukca zor, ama kisa mesafelerde hem canta hem kanoyu tasimak pekala mumkun. Once kanoyu canta gibi kollarimizla yanimizda tasimaya calisiyoruz, ama birkac portaj sonra anliyacagiz ki en iyisi basasagi cevirip sirtimizda tasimak. Haritaya gore 115km isaretinden basladik yolculugumuza. Amacimiz 144km isaretine ulasmak gun sonunda. Ama sonuc olarak ancak 136km isaretine, Angler Falls’un asagisina kadar gelebiliyoruz. Selalenin yukarisinda, burada bogulan birinin anisina bir hac dikili. Ilk gun portajlarin en cok oldugu gun. Toplam sekiz adet ve 2350 metrelik bir portaj serisi. Saat 17:00 de kamp yerindeyiz, aslinda biraz ilerdeymis asil kamp yeri ama devam edecek gucumuz kalmadi. Sadece yarim saatlik bir ogle yemegi molasi disinda butun gun ya nehirde kano icindeydik ya da nehir disinda kano bizim tepemizde. Kampi yorgun kurmak da baska bir dert. Yemek hazirlamak, cadiri kurmak insana iskence gibi geliyor. Bol ve cesitli yiyecek var yanimizda. Ogunlerimiz Bengul’un Sault Ste. Marie’deki son gunumuzde kesfettigi bulk yiyecek satan yerden aldigimiz corba, makarna ve diger kuru yiyeceklerden olusuyor.

2. Gun

Sabah yine erken kalkiyoruz, kahvaltidan sonra saat 8 de kanonun icindeyiz. Onumuzde hizli su (swift water) isaretli bir nokta var. Ama su o kadar alcak ki taslar kanoya alttan surtuyor giderken. Birara yonumuzu kaybediyoruz, az daha kayaya tosluyorduk. Zar zor bu noktayi geciyoruz. Hemen onumuzde bir 600, bir de 195 metrelik dip dibe iki portaj var. Ama gorunen o ki suyun az olmasi bu sefer ise yarayacak. 600 metrelik portaj sonuc olarak 50 metrelik bir yuruyusle asiliyor, sonraki portaji ise hic yapmiyoruz. Bengul’le rapide gidip nasil olduguna bakiyoruz: biz bu rapidi su uzerinde gecebiliriz. Kanoyla ilk “white water” gecisimiz cok heyecanli ve islak oluyor. Bengul onde kurek salliyor, ben de arkada kanoyu duz tutmaya calisiyorum. Dalgalar kanonun onune carpip iceriye su boca ediyor. Kanoda biriken suyu bosaltip cantalari kontrol ettikten sonra yola devam ediyoruz. Eger onumuzdeki diger rapidler de boyleyse portajlarin cogunu boylece safdisi birakabiliriz. Bugunku hedefimiz 160km isretli noktadaki “cabin”e ulasmak. Iki kisa portajdan sonra uzun bir kurek cekistan sonra dunku hedefimiz olan yere ulasiyoruz. Oglen yemegi molasi Oskabukuta nehrinin White River’a katildigi yerde. Sonra yine uzun bir kurek cekisi Cabin gorunurde yok. Yolda ev kalintisina benzeyen bir seyler goruyoruz ama cabin galiba ya ortada yok, ya da biz gormedik. 168km isaretli yerdeki kamp yerine 17:30’da ulasiyoruz. Buradaki kamp yeri nehirden biraz yuksekte ve icerde agaclarin arasinda bir duzlukte. Yanindan toprak bir yol geciyor. Buyuk ihtimalle park bakimi icin kullanilan bir yol. Bugun neredeyse 30 km yol yapmisiz, yine yorgun argin kamp kurup yemek yiyor ve yarin icin dinleniyoruz. Sivri ve kara sinekler bizi yorgun dusuren diger bir unsur. %28 DEET iceren sinek ilacimiz var ama sinekleri sadece kisa bir sure uzakta tutabiliyor, reklam edildigi gibi sekiz saat hic degil! Ustelik sinekler ilac degmeyen yerleri kolayca saptayabilecek yetenege sahip. Sivri sinekler olmek pahasina sondaj noktalarindan ayrilmiyorlar, illa ki olecekler. Silkinmek, titremek, el savurmak sinekleri kesinlikle urkutmuyor. Aslinda kasindirmasa benim hicbir itirazim olmayacak sivrisinek kardeslermize karsi. Kara sinekler ise ayri hikaye. Bu canavarlar, sanirim bize kan degil et icin saldiriyor. Sivrisinek gibi sessizce sondaj yapmiyor direkt olarak yuzeyden ornek almaya calisiyorlar.

3. Gun

Sabah yine bir moose goruyoruz uzaktan. Sisler arasinda nehirin uzerinde yuruyor uzun bacakli yaratik! Sisler dagilmadan bir hatira fotografini cekiyoruz. Bugun korkulan gun: Umbata selalesi ve 2240 metrelik portaj. Siradaki bir rapidi su uzerinde geciyoruz ve saat 9 da asil portaj baslangicina ulasiyoruz. Anlasilan portaj dun gordugumuz yolu kullaniyor. Kanoyu yola cikarmak bile problem oluyor; cok dik ve kumlu bir nokta. Portajin bittigi yere esyalar ve kanoyla ulasmamiz 2.5 saat suruyor. Haritaya ve bugune kadar katettigimiz mesafeye gore onumuzde sadece bir gunluk yolculuk kaldi. Bundan sonraki iki portaj, haritamizdaki notlarda uyardigi gibi cok dik inislere sahip, oldukca zorlaniyoruz kanoyu manevra etmekte. Agac ve kayalardaki kirmizi – yesil isaretlere bakilirsa bircok kisi kanoyu suruklemis buralarda. Bu son portajdan sonra ilk defa baska insanlarla karsilasiyoruz. Uzaktan el sallasiyoruz. Bunlar bizden birgun once yola cikmis olan dort kisilik grup olmali. Kamp kurmuslar ve anlasilan yemekte balik var. Biz yola devam ediyoruz. Sonraki portajdan sonra yine bir grup insan goruyoruz. Vahsi doga ortami buraya kadar. Yarim saat sonra son bir 215 metrelik portajla guzel bir selaleyi geciyoruz. Saat 16:30. Burada buyuk bir kumsal var. Sinek nufusu biraz rahatsiz edici ama daha ileri gitmek istemiyoruz. Birkac yuruyuscu goruyoruz. Bengul suya giriyor. Soyledigine gore cok guzel, ama ben sadece dizime kadar cesaret edebiliyorum soguk suya.

4. Gun

Sabah 8 gibi yola ciktiktan sonra Hattie Cove’dan guneye inen Coastal Trail ile nehirin kesistigi yerden geciyoruz. Burada bir selale ve uzerinde bir asma kopru var. Uzerinde yuruyup selalenin fotografini cekiyoruz. Sallanan daracik bir kopten yurumek oldukca urkutucu. Ayrica burada “check-out” etmemiz gerekiyor. Bir kutuya yerlestirilmis deftere kaydimizi yapiyoruz. Nehir agzina dogru son iki-uc kilometre son derece sakin geciyor. Uzerimizden bir kartal geciyor, penceleri arasinda bir balik gorunuyor; oldukca etkileyici bir an. Superior Lake uzaktan gorunuyor. Hava acik ve guzel olmasina ragmen ruzgar normalden fazla. Golde durum nasil buradan belli olmuyor, iyice yakina gitmek gerek. Son anda bir portaj isareti goruyoruz. Haritada olmayan bu portaj nehir agzindaki burnu keserek gole direk gecis sagliyor. Buradan golu kontrol etmek istiyoruz. Ayrica burasi haritaya gore son  kamp yeri. Saat henuz 10:00 ama golde dalgalar beyaz kopuklu, ve bu da kanoyla aciklara gitmek tehlikeli olur anlamina geliyor. Ogleden sonrayi beklemeye karar veriyoruz. Saat 3 gibi daha once karsilastigimiz dort kisilk grup da ayni noktaya geliyor. Onlar da beklemeye karar veriyorlar, fakat nehir agzindaki kamp yerine gidiyorlar bizimle pek konusmadan. Saat 5 oluyor ama dalgalar hala ayni buyuklukte, ruzgar hizlaniyor. Anlasilan sabahi bekliyecegiz. Gece firtina kopuyor. Senaryolar kafamizda film seridi gibi geciyor. Endiseden, ve arasira gurleyen gokten ikimiz de dogru durust uyuyamiyoruz. Aslinda birkac gun daha zamanimiz olsa endiselencek bir sey yok. Karar veriyoruz, eger yarin sabah da gol iyi gorunmezse asma koprunun oraya donecegiz, kanoyu orada birakip Hattie Cove’a kadar yuruyecegiz. Kanoyu da bir bot kiralayip alacagiz.

5. Gun

Sabah saat 6, dalgalar dunku gibi, degisen birsey yok. Anlasilan gezimizi tam istedigimiz gibi tamamlayamayacagiz. Kanoyla geri donuyoruz. Dort kisilik grupla da konusup onlarin fikrini alsaydik iyi olacakti ama ruzgar iyice artmis, onlara ulastigimizda gucumuzu tuketmis olacagiz. Asma kopruye kadar kurek cekiyoruz. Sansimiza akinti o kadar guclu degil. Bir – bir bucuk saat sonra asma koprudeyiz. Kanoyu ters cevirip bagliyoruz. Patika yolun sekiz kilometre oldugunu ogreniyoruz. Aslinda portaj yapmayi bile dusunmustuk ama bu kadar uzun mumkun degil, ustelik asma kopru var arada. Cantalarla beraber kurek ve can yeleklerini elimize alip yola cikiyoruz. Hizli bir 2.5 saatlik yuruyusten sonra Hattie Cove’a ulasiyoruz. Park gorevlisi once bizi tam anlayamiyor. Herhalde daha once kimse boyle bir sey yapmamis. Birkac yuruyuscu toplanmis onlari Coastal Trail’in basina goturecek botu bekliyor. Botun kaptani havanin kotu oldugunu ve gole cikamayacagini soyluyor. Bizim hikayeyi duydugunda da bize hic aklimiza gelmeyen bir seyi bildiriyor: Evet, belki hava iyi olsa kanomuzu geri getirmek icin botunu kullanabiliriz, hatta gecen hafta otuz kusur kisi nehir agzinda mahsur kaldiginda onlari o getirmisti buraya, fakat botu nehrin agzindan iceri asma koprunun oldugu noktaya goturmek mumkun degil! Nehirin agzi sig ve bot gecemiyor. O an kaynar sular basimdan bosaniyor. Botun gole ne zaman cikabilecegi bile belli degil. Bu durumda bizim kanoya geri yuruyup nehir agzina goturmemiz bir ise yaramayacak. Botun kaptani bize sekiz kilometre portaj yapmamizi onerdiginde aglasam mi gulsem mi karar veremiyorum. Ya bu adam hic portaj yapmamis hayatinda, ya da dalga geciyor benimle. Dort saatte bitirirsiniz diyor bir de utanmadan. Baska bir problem de kiralik araba. Fazladan sadece bir gun harcayabiliriz buralarda. ‘Herhalde kanoyu satin alacagiz’ diyerek kendimi bu dusunceye alistirmaya calisiyorum. White Lake parkini telefonla arayip durumu onlara anlatiyorum. Tabii telefonda konustugum kisi ile kanoyu kiraladigim kisi ayni yerde degil. Bana planimizi soruyor. Kanoyu orada birakip geri donmekten baska bir seyin aklimiza gelmedigini soyluyorum. Gorevli bana donuste parka ugrayip oradaki goravlilere durumu bildirmemi istiyor. Endise icinde White Lake parkina ulasiyoruz. Acaba ne diyecekler? Bir kano kac dolar olabilir? Uc bin? dort bin? Ilk konustugumuz gorevli tabii ki olayi kavrayamiyor, yoneticisini cagiriyor. Sansimiza bize kanoyu kiralayan ilk konustugumuz kisi de orada. Bize bu tur seylere alisik olduklarini, hic sorun etmememizi, kanoyu baglamakla ve kurekleri getirmekle iyi ettigimizi soyleyince omuzlarimdan buyuk bir yuk kalkiyor. O an gorevliyi yanaklarindan opesim geliyor (aslinda gorevli o kadar guzel ki opmek icin ozel bir neden gerek yok ama bu ayri bir yazi konusu…).

Uzerinden bir ay gecmis olmasina ragmen halen merak etmekteyim, kanoyu oradan acaba nasil aldilar diye. Yarin birgun bizi arayip, kanoyu oradan kurtaramadiklarini soyleyip bizden bunun hesabini sormasinlar ? Acaba orada mahsur kalan dortlu grup nasil ve ne zaman kurtuldu ?

Harita’ya bakınız: whiteriver